Sürdürülebilir turizm kapsamında, çevrenin korunması, çevre bilincinin geliştirilmesi, turistik tesislerin çevreye olan olumlu katkılarının teşvik edilmesi ve özendirilmesi amacıyla, 1993 yılından itibaren talep eden ve aranılan nitelikleri taşıyan konaklama tesislerine, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Çevre Dostu Kuruluş Belgesi” (Çam Simgesi) verilmektedir. Bu belge ile işletme, çevreye olan duyarlılığı, doğayla uyumu ve geri dönüşüme olan katkılarıyla sınıflandırılmakta ve tercih edilmektedir. Bu belge sahibi oteller arasında bulunan DoubleTree By Hilton İzmir Airport’da, yaptığı altyapı çalışmaları, sosyal projeleri ve otelinde kullandığı pek çok ayrıntısıyla Çam Simgesi’ni gururla duvarında taşımak için girişimlerde bulunmuştur.

Peki bu belgenin amacı nedir, neden böyle bir ihtiyaç duyulmuş ve sınıflandırılmaya gidilmiştir diye soracak olursak cevabı açıktır, doğaya dost, çevresine duyarlı ve sürdürülebilir bir dünya için çalışan tesislere hak ettikleri sıfatı vermektir.

Bu belgeye sahip olmak için bir işletmenin yapması gerekenleri maddeler halinde sıralayacak olursak,

• Su tasarrufunu,

• Enerji verimliliğinin arttırılmasını,

• Çevreye zararlı maddelerin tüketiminin ve atık miktarının azaltılmasını,

• Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının teşvik edilmesini,

Konaklama işletmelerinin yatırım aşamasından itibaren çevreye duyarlı olarak planlanmalarını,

• Turistik tesisin çevreye uyumunu, çevreyi güzelleştirici düzenleme ve etkinlikleri, ekolojik mimariyi,

• Çevreye duyarlılık konusunda bilinçlendirmeyi, eğitim sağlanmasını, ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılmasını,

• Bu konudaki AB kriterlerinin (Eco-label) genelini içermektedir.

Bütün bunları sağlayan DoubleTree By Hilton İzmir Airport gibi oteller, bu belgeyi almayı hak edip duvarlarında gururla taşımak için başvurularını yapmaya başlamışlardır. Bu otellerin farkını ve ne gibi özellikleri olduğunu görmenin tek yolu ise bir sonraki tatil, toplantı ya da özel gün planınızı DoubleTree By Hilton İzmir Airport gibi bir otelde yapmaktır.

En Çok Tercih Edilen Avrupa Mutfakları

Aklımıza gelebilecek her ülke, her toplum coğrafi şartların ve zamanın etkisiyle çeşitlenmiş, değişmiş ve gelişmiş kendine has bir yemek kültürüne sahiptir. Fakat günümüzde yemeklerin sınırı olmadığını ülkemizde deneyebildiğimiz dünya mutfakları sayesinde görüyoruz. Yani farklı mutfaklar, lezzetler tatmak artık sadece seyahatlerle deneyimlediğimiz bir olgu değil. Bu yüzden gidemesek de göremesek de biliyoruz ki yüzlerce ülkenin olduğu dünyamızda türlü türlü mutfaklar var. Fakat gelin bize yakın olan, acısıyla, tatlısıyla ve benzerlikleriyle birçok kişide merak uyandıran, hakkında az çok bilgi sahibi olduğumuz Avrupa’nın yemek kültürlerine bir göz atalım.

 

Türk Mutfağı’na olan benzerlikleriyle herkesin diline pelesenk olmuş Yunan Mutfağı, Avrupa mutfakları arasında ilk akla gelenlerden. Yunan mutfağı zeytinyağı, sebze ve baharatların bolca kullanıldığı lezzetleriyle İtalyan mutfağından da etkilendiğini kanıtlıyor. Fakat olur da bir gün Yunanistan’a giderseniz Türk mutfağından tanıdık tatlar dışında meşhur Sauvlaki adlı yemeği bir deneyin deriz.

 

Çeşit çeşit peynir, hamur işi ve şarabın ev sahibi olan Fransız Mutfağı’nın da özel tatlarına bir şans vermeniz gerekir. Fransız ekmeği (baget), Cevizli şekerleme (Pralin), Şekerli çörek (Madeleines), Kuru üzüm ekmeği, Soğan keki ve Balık çorbası gibi tatlar kulağa garip gelse de unutmayın ki Fransa “Gurme başkenti” olarak anılıyor.

 

Akdeniz bölgesine ait malzemeleriyle kendine özgü bir mutfak olan İspanyol Mutfağı ise balık, et ve sebze ağırlıklı ama siz siz olun İspanyol lezzetlerinden Paella, çeşitli tapaslar ve Sangria adlı kendilerine özgü içkisini içmeden İspanyol mutfağını tattım demeyin.

 

Şurada olsa da tadını çıkarsak diye hayalini kurduğumuz herkes tarafından tanınan İtalyan Mutfağı da özel hamuru bol malzemesi ve farklı çeşitleriyle bizi kendine hayran bırakan pizzaları dışında farklı şekillerdeki eriştelerden üretilen soslu makarnaları ile ünlü. Çok lezzetli ve çok tarihli İtalyan mutfağının lezzetlerinden Minestrone çorbası, Lazanya, Carpaccio, Calzone tatlarının yanı sıra tatlı olarak da PannaCotta ve Tiramisu’nun bir tadına bakmalısınız bizden söylemesi.

 

Son olarak yazımızda tüm dünya mutfakları arasında çeşit çeşit yemeklerimizle dikkat çektiğimiz biricik Türk mutfağımızdan bahsetmezsek olmaz. Sadece Avrupa da değil birçok yerde mutfağımızla ön plandayız aslında. Pirinç, buğday, et ve sebzeler mutfağımızın temellerini oluştururken her yöremizin zenginleştirdiği yöresel yemeklerimiz de saymakla bitmez. Farklı illerimizden mantı, hünkârbeğendi, hamsi tava, içli köfte, türlü kebaplar ve künefe ağzımızı sulandıran, mutfağımızı düşününce ilk akla gelebilecek lezzetlerden.

 

Kendi mutfağımız dışında üzerine konuştuğumuz Avrupa’daki yemek kültürlerini kendi ülkesinde tadamasak da gerçekten bu lezzetlere ulaşmak düşündüğümüzden kolay. Hepimizin bildiği üzere de en ulaşılabilir, belki de kültürümüze en yakın, birçok kişi tarafından severek tercih edilen bir yemek kültürü olan İtalyan mutfağına ulaşmak günümüzde daha da bir kolay. Yine de bizim sulu yemeklerimizin önüne kimse geçemez dediğinizi duyar gibiyiz.

Bizden duymuş olmayın ama siz de kültürel yemeklerimizin dumanının tüttüğü ayrıca İtalyan mutfağı sırlarının saklı olduğu DoubleTreeBy Hilton İzmir Airport içindeki Camia’yı ziyaret edip farklı tatlar arasında kaybolabilirsiniz.

Zaman zaman ne pişireceğim derdinden uzak ev dışında deneyimli aşçılar tarafından hazırlanan sofralar kimin hoşuna gitmez ki? Eğer fırsatınız varsa sofra kurma, kaldırma ve bulaşık derdi olmadan üstüne bir de keyif kahvenizi ya da içkinizi yudumlayabileceğiniz bir yerde öğün geçirmek muhteşem olur. İster salaş bir mekan, ister uzun zamandır gitmeyi planladığınız, belki bir kenarda para biriktirdiğiniz veya belirli bir tat için ziyaret etmeyi düşündüğünüz bir restoran olsun… Önemli olan lezzet.

Aradığınız tadı, düşlediğiniz tabağı da diyelim ki buldunuz peki yanında ne içmeli? Çünkü her içecek her yemekle uyumlu değildir. Doğru tadı bulsanız bile yanında sipariş edeceğiniz içecek bazen damak tadınızı bozabilir. Bu nedenle tercihlerinize dikkat etmelisiniz.

Yazın gelmesiyle birçok kişi tarafından fit olmak ya da hafif yemek amacıyla salatalar çok tercih edilir oldu. Mesela öğle yemeğinde o güzel sosuyla bir Sezar Salata yiyecekseniz hafif tatlı, beyaz bir şarap ile tadınız damağınızda kalabilir. Fakat içinde kırmızı et olan salataların kırmızı şarap ile daha keyifli hale geldiğini de söylemesi bizden. “Madem salata yiyorum, sağlığıma da dikkat ediyorum alkollü içeceğe ne gerek var?” diyenlerdenseniz de sağlıklı, taze sıkılmış meyve suları güzel bir alternatif olabilir.

Salata beni doyurmaz etten de vazgeçemem diye mi düşünüyorsunuz? O halde yemekle şarabı paralel götürmeyi tercih edebilirsiniz. Yani ağır yemeklerle kuvvetli şarapları tercih ederken, hafif yemeklerle de yoğun olmayan şarapları tercih edebilirsiniz. Kırmızı etlerle kırmızı, beyaz etlerle beyaz şarap midenizi mutlu edecektir; ama zıt olarak çok pişmiş bir etin yanına beyaz şarap ya da hafif bir yemeğin yanına yoğun bir kırmızı şaraptan da hoşlanabilirsiniz. Fakat içine krema giren et yemeklerinden tercih edecekseniz de yemeğinizi beyaz şarap eşliğinde tüketmelisiniz.

Geldik birçok kişinin bayıla bayıla yediği, damak tadınıza uyacak çeşit çeşit pizza ve makarnalara. Eğer menünüzde pizza ve pasta varsa roze şaraplardan tercih edebilirsiniz ama bu tatların yanında buz gibi bir kolaya da bizce hayır denmez.

Peynir tabakları her ne kadar kırmızı şarapla tüketilmeli diye bir genelleme duyduysanız, çoğu peynir çeşidinin beyaz şarapla daha iyi gittiğini söylediğimizde şaşırabilirsiniz. Kızarmış yemeklerden patates, karides gibi lezzetlerde aynı zamanda midyeyle, çerezle ve cipsle de güzel giden bira ile muhteşem gidiyor.

Birbirlerini tamamlayan yiyecek ve içeceklerden bahsettiğimiz listemizde rakı, balık ve meze üçlüsünden söz etmezsek olmaz. Soğuk meze (haydari, fava, vb.), beyaz peynir, meyve, helva, balık, ara sıcaklar da rakı sofrasının olmazsa olmazlarından. Bir de günün her saatinde yorgunluğunuzu alabilecek kahve de mozaik pasta, tiramisu, biscotti ve brownie  gibi tatlarla yakışmıyor mu sizce de?

Ne yiyeceğinize, yanında da içecek olarak ne sipariş vereceğinize karar verdiniz ve sıra öğünü nerede geçireceğinize mi geldi? İşte bu noktada da İzmir’in aşçıları, muhteşem tatları ve benzersiz atmosferiyle önde gelen restoran – meyhanelerinden biri olan CAMİA, hayal ettiğiniz sofrayı ve daha fazlasını size sunmak için DoubleTree By Hilton İzmir Airport içindeki yerinde sizleri bekliyor.

Neden Doğa Dostu Yapılar?

Doğal kaynaklar insanoğlunun ve dünyanın varlığını devam ettirebilmesi için en önemli etkenlerin başında gelir. Teknoloji ve modernite ne kadar gelişirse gelişsin doğal kaynaklar tükendiği zaman ilerlemeden söz edilemez ve yaşam durur.

Bu nedenle büyük firmalar, dünyaca kabul gören araştırma laboratuvarları, bilim adamları ve mühendisler doğal hayatı ve kaynakları etkilemeyecek, “Doğa Dostu” bir dünya yaratmak için her gün durmak bilmeden çalışıyorlar.

Çalışmalar otomotiv sektöründen gıda sektörüne, giyim sektöründen, mimariye kadar insan üretimi olan her sektörde yürütülüyor. Yapı sektöründe ise bu çalışmaların sonuçları her geçen gün daha fazla, daha etkili olarak hayata geçiriliyor.

İzmir’in en önemli otellerinden biri olan DoubleTree By Hilton İzmir Airport da, bu gelişimin dışında kalmayarak çalışmalarına bu bağlamda yön veren büyük kuruluşlardan bir tanesi. Doğaya gösterdiği önemi daha inşaat halindeyken göstermeye başlayan otel, proje başlangıcında çevresinde olan birkaç ağacın yerine şu anda ortalama 250 – 300 adet ağaç dikerek yeşillendirmenin önemini göstererek çalışmalarına başlamıştı.

Peki bu doğa dostu yapıların önemleri nedir? Neden insanlık ve bilim bu tip yapılara doğru yönelmektedir? Bu sorunun cevabını DoubleTree By Hilton İzmir Airport’un adımlarından yola çıkarak maddeler halinde yazacak olursak,

  • Yağmur suyunu (20 ton kapasiteli) depolayan bu suları peyzaj da kullanmak.
  • Otel musluklarını tasarruflu olarak geliştirilmiş musluklarla değiştirmek.
  • 48 kasetli güneş pili kullanılması ve bu sayede %35-%40 daha az doğal gaz salınımı yapılması.
  • Yapıda kullanılan tüm ampullerin enerji tasarruflu olması.
  • Minimum enerji tüketimi yapan ve tekrar geri dönüşümü olabilen klimalar kullanılması.
  • Duş ve lavabolarda gri arıtma, klozet gibi giderlerde ise karasu arıtması kullanılması. Böylece arıtılan tüm suları alıp bahçe peyzajında ve pisuvarda kullanılabilir hale getirmek.
  • Susuz pisuvarlar kullanılarak yaklaşık 1600 ton su tasarrufu sağlanmak.
  • Odalara tükenmez kalem yerine kurşun kalem verilmesi.

Tüm bunların yanı sıra, otelde tüketilen tüm yemeklerden toplanan atık yiyeceklerin hayvan barınaklarına bağışlanması gibi doğal hayata destek veren projeler de otelin politikaları arasında yer alıyor.

Türkiye’de bu konuda profesyonel söz sahibi olan LEEDS’in onayladığı ürünlerin kullanıldığı DoubleTree By Hilton İzmir Airport, bu anlamda Türkiye’de öncü isimler arasına girmesiyle birlikte dünyada da bu konuda yatırım yapan büyük isimler arasındaki yerini alıyor.

Bu gibi yatırımları yapmak kurumların çoğu için gereksiz masraf olarak görülse de Ekolojik sistemin önemini kavrayan, doğal olanı koruma konusunda elini taşın altına sokan, vizyonu olan kuruluşlar “Doğa Dostu Yapılar” inşa etmekte ve işletmelerini bu kriterlere uygun olarak yöneterek tüm ekosisteme katkı sağlamaktalar.

 

 

 

Meyhane kültürü yakın bir geçmişte ortaya çıkmış gibi düşünülse de aslında köklerini Osmanlı zamanlarından almaktadır.

Özellikle denizciliğin ve deniz ticaretinin gelişmesiyle birlikte oluşan “Liman Kültürü” paralelinde meyhane kültürünü de getirmiştir. Türkler İstanbul’u ve Galata’yı aldıkları zaman zaten liman olan bu şehrin meyhaneleri de dünya ölçülerindeydi. 16.Yüzyıl yazarlarından Kastamonu’lu Latifi “Tarifname-i İstanbul” adlı eserinde İstanbul meyhanelerinin özellikle Tahtakale’de toplandığını, Galata’nın ise “Serapa Meyhane” olduğunu söyler.

Bu meyhanelerin en önemli özelliklerinden biri de temizliğine çok dikkat edilmesiydi. Bardaklar ve kadehler temiz bezlerle kurulanıp parlatılırdı. Yerler dikkatle süpürülür, sofralar gıcır gıcır silinirdi. Sofralarda akşamcılara hizmet eden uşaklar ve çubuktar çocuklar tertemiz giyinirlerdi. Sofralara toprak şamdanlar koyulur, mumları dikilip hazırlanır, etrafına da meze tabakları dizilirdi. Bir de her sofrada bereket simgesi olarak kütükten oyma tuzluk bulunurdu. Sandalyeler genellikle kısa, ahşap ayaklı olup, oturma yeri hasırdandı.

Bu süreçten sonra, tarihsel gelişime bağlı olarak kimi zaman yasaklanan, kimi zaman gizli kapaklı işletilen, kimi zaman ise herkesin uğrak yeri olan meyhaneler, günümüze geldiğinde ise tarihsel dokusunu unutmadan yeni bir form aldılar.

İzmir’e baktığımızda ise yüzyıllarca Rum Meyhaneleri’ne ev sahipliği yapan bir kültür vardır. Gerek fasılları, gerek adaba uygun personeli gerekse de zengin Ege mutfağını barındıran, deniz mahsülleri başta olmak üzere, farklı tatlarıyla bir Ege meyhanesi hemen kendini belli eder. Ege’li olmanın verdiği hoşgörü ve anlayış meyhane kültürüne de yansır. Eğlence masalardan taşarak bütün mekana yayılır ve bir dostluk havasında devam eder.

İzmir’in tarihsel dokusuna uygun, zevklerine hakim olan sayılı elit meyhanelerden biri de DoubleTree by Hilton İzmir Airport içerisinde olan Camia Restoran & Meyhane’dir.

Otantik dokusunun yanı sıra, işinin ehli ustaların elinden çıkan benzersiz mezeleri, ara sıcakları ve deniz mahsülleriyle İzmir’in özlediği ve tarihinden bu yana alıştığı meyhane kültürünü hem İzmirlilere hem de şehre gelen misafirlere sunmak için ellerinden geleni yapan ekip, yalnızca damak tadına değil, bir bütün olarak “Meyhane” kültürüne de hakimdir. Gerek canlı fasıl ekibi, gerekse de eğlenceli sazlı – sözlü ortamıyla müşterilerine benzersiz bir akşam yaşatmayı hedefleyen Camia, İzmir’de bir süredir dönüp dolaşan “Eski meyhaneler kalmadı artık! ” sözüne bir cevap olarak durmaktadır.

Otelcilikte “Banket Alanı” Nedir?

Otelcilik terimlerinin pek çoğu gündelik yaşantımıza dahil oldu ve anlamları artık herkes tarafından biliniyor. Örneğin “Housekeeping” ya da “Resepsiyon” görevlerinin ne olduğunu hiç otelde konaklamamış bireyler bile artık biliyor. Ancak hala karanlık tarafta olan, adını duyduğumuzda “Acaba bu ne demek?” dediğimiz terimler var.

İşte bu terimlerden bir tanesi de “Banket Alanı”. Pek çok insan için banket gündelik yaya yolu ayrılmamış karayolunda, taşıt yolu kenarı ile şev başı veya hendek iç üst kenarı arasında kalan ve olağan olarak yayaların ve hayvanların kullanacağı, zorunlu hallerde de araçların faydalanabileceği kısım anlamına gelirken, otelcilik terimleri arasında çok başka bir anlam daha taşıyor.

Genel olarak banket alanı otelcilik jargonunda, kutlama ya da ağırlama için gerçekleştirilen, insanların birbirleriyle görüşüp konuşmalarına olanak sağlayan akşam yemeklerinin yapıldığı alanlar anlamına gelir. DoubleTree By Hilton İzmir Airport gibi büyük ve lüks otellerde banket alanları özel olarak tasarlanmış ve yapılacak organizasyona göre farklı seçenek ve özellikler ile donatılmışlardır. Örneğin DoubleTree By Hilton İzmir Airport’un banket alanlarından bir tanesi olan “Havuz Başı” genellikle düğün, nişan gibi kutlamalara ayrılırken toplantı salonlarının ve lobinin içinde olduğu bölümler daha çok resmi davetlere ve iş toplantılarına ayrılmıştır. Protokol seviyesi, tören konusu, mekanı ve yemek servis sistemi önceden belirlenmiş olduğu için organizasyonların otelin hangi bölümünde yapılacağı da, özelliklerine göre kolaylıkla saptanabilir konumdadır.

Genel olarak otellerin hem prestijini hem de gelirinin büyük bölümünü sağlayan banket alanlarına DoubleTree By Hilton İzmir Airport gibi büyük oteller büyük önem verir. Çünkü bilirler ki bu alanlar, otelin dışarıya en dönük olan yüzlerinden bir tanesidir.

Yaz aylarında beslenme alışkanlıkları

Yaz aylarında yemek alışkanlıkları denildiğinde aklımıza iki konu geliyor, form korumak ve diyet.

İnsanlar yaz aylarında özellikle tatil zamanları daha iyi görünmek, daha sağlıklı ve enerjik olmak için yemek alışkanlıklarına kış aylarına oranla daha fazla dikkat ediyorlar. Taze meyve ve sebzeler, az yağlı ve kalorili yemekler ve tabi ki ağır olmayan şekerli tatlar.

Peki yaz aylarında bütün bu noktalara dikkat ederek neleri tüketebiliriz?

Yaz ayları taze ve en çok tercih edilen meyvelerin zamanıdır. Bu meyveler sadece tatlarının güzel olması yönünden de değerli değillerdir. Örneğin karpuz kansere karşı koruyucu özelliği olan A ve E vitaminlerinden daha etkili laykopen içerir Domatesin içindeki laykopenise, antioksidan etkisi nedeniyle göğüs, sindirim sistemi, mesane ve deri kanseri riskini azaltır. Ayrıca yine bu aylarda antioksidanlardan zengin meyve ve sebzelerin tüketilmesine de özen gösterilmelidir. Yeşil biber, maydanoz, çilek, erik gibi meyve ve sebzelerde bol miktarda bulunan C vitamini de antioksidandır. Yumurta, süt ve türevleri, havuç, kayısı gibi besinlerde bulunan A vitamini ve tahin, kurubaklagil, fındık, badem gibi yağlı tohumlarda bol miktarda bulunan E vitamini antioksidandır.

Aynı zamanda porsiyonlarımıza da dikkat etmemiz gerekir. Kış aylarında tükettiğimiz porsiyonlardan daha ufak ve mümkünse kızartmalardan, aşırı yağlı yemeklerden kaçınmalıyız. Örneğin et tüketiminde kızartılmış etler yerine buhlama, haşlama gibi daha az yağlı ve yaz ayları için daha fazla sağlıklı tarifleri tercih etmeliyiz. Kan şekerimizi hızla yükseltebilecek tatlı tercihleri yerine protein, karbonhidrat ve yağın yanı sıra A, B, C, D ve E grubu vitaminlerle birlikte kalsiyum, fosfor, magnezyum, sodyum, potasyum, demir ve çinko gibi mineraller de zengin şekilde barındıran dondurma veya sütlü tatlıları tüketmeliyiz.

Aynı zamanda içeceklerimize de özen göstermek gerekmektedir yaz aylarında. Serinlemek için çok tükettiğimiz gazlı, şekerli, kafein içeren içecekler yerine taze sıkılmış meyve suyu, soda ve bol su tüketmek daha faydalı olacaktır. Fazla tüketilen kafein kalp çarpıntısı, uykusuzluk, huzursuzluk gibi sağlık problemlerine neden olur.

Sonuç olarak unutmamalıyız ki; Yaz aylarında tüketilen gıdalar hem yazı daha sağlıklı geçirmek hem de ideal kiloyu korumak açısından önemlidir. Ayrıca yaz aylarında tükettiğimiz meyve-sebzeler başta kanser, kalp ve sindirim sistemi hastalıklarının önlenmesinde, kan şekerinin düzenlenmesinde, kabızlığın engellenmesinde önemli rol oynamaktadır.

Tatile Çıkarken Bunları Unutmayın

Yaz aylarında en çok konuşulan konulardan biridir tatil. İster bir gecelik kaçamak olsun isterse de haftalarca sürecek bir tatil, her biri için saatlerce düşünürüz yanımıza neler almamız gerektiğini.

Fakat bununla ilgili kalıp ve hayat kurtaracak kesin bilgiler vardır. Bunlardan ilki, tatil planı yaparken ne kadar kalacağınızı ve kalacağınız sürece maksimum ne kadar eşyaya ihtiyacınız olacak. Örneğin iki gün kalacağınız bir tatil için beş farklı kıyafet götürmek sizin için gereksiz yükten fazlası olmayacaktır.

Tatil için seçtiğiniz ve konaklayacağınız yer de çok önemli tabi ki. DoubleTree by Hilton İzmir Airport gibi lüks bir otel seçiyorsanız, pek çok gereksiz eşyayı da arkanızda bırakmakta fayda var. Örneğin duş havluları, kişisel bakım ürünleri, makyaj aynası, kilitli çanta gibi öz ihtiyaçlarınızın tamamını otelden karşılayabilirsiniz. Fakat tabi ki akşam yemeği için yanınıza şık bir kıyafet almayı unutmamalısınız. Sizinle birlikte yemek yiyecek olan diğer misafirlerin yanınızda kendinizi iyi hissetmeniz önemli.

Tatil için hazırlık yaparken bir diğer önemli husus da yanınıza alacağınız kıyafetlerin çeşitleri. Yaz aylarında iseniz rahat, sizi serin tutacak ama yöresel değil de her bölgede giyebileceğiniz kıyafetler seçmeniz gerekmekte. Bunun için yine de hava tahmini yapmak yerine hava durumlarına bakmakta fayda var.

Oteller genellikle her türlü ihtiyacınız düşünülerek hizmete açılmaktalar. Yine de her otelde, ihtiyacınız olan her şeye erişemeyebilirsiniz. Bu nedenle otelin olanaklarına ve kalacağınız süreye bakarak bir ihtiyaç listesi çıkarmak, tatil hazırlığınız için en doğru başlangıç adımı olacaktır.

Plaj terlikleriniz ve sadece yeteri kadar eşya ile tatile çıkmaya özen gösterin. Çünkü asıl unutmamanız gereken nokta, iş hayatı ve şehrin stresinden kaçmak için planladığınız tatil size ağırlıklar ve yorgun valiz yerleştirmeleri olarak geri dönebilir. Fazladan bir parfümü ya da ikinci bir gece ayakkabısı almak yerine huzurlu bir şekilde geçireceğiniz tatilde parmak arası terliklerinizin size yeteceğini düşünmek emin olun sizi daha hafiflemiş ve mutlu hissettirecektir.

Geçmişten Günümüze Bayram ve Sofraları.

Günümüzde Bayram denildiğinde aklımıza ilk gelenler, tatil, dinlenme ve iş hayatının stresinden biraz olsun uzaklaşmak olabilir ancak geleneklerimize baktığımızda bayramın yeri bahsettiklerimizden çok daha farklıdır. Bayram; aile bireylerinin bir araya geldiği, topluca yemeklerin yenildiği, bayramlaşma ritüellerinin hayata geçirildiği, birlik ve bütünlük içinde yaşanılan günlerdir. Kaç kuşak olursa olsun bütün aile bireylerini bir araya getiren nadir zamanlardandır bayramlar. Bu gelenek Osmanlı zamanlarından bugünlere kadar gelmektedir. O zamanlarda dahi, gerek saray erkanı gerekse de halk bu coşkuya katılır ve kutlamalar, bayramlaşmalar ve bayram sofraları adetleri yaşatılırdı.

Günümüzün yoğun temposunda ise bu zamanı ayırmak oldukça güçleşti. Yine de biraz günümüzden biraz da geçmişten esinlenerek klasik Bayram Sofrası adetlerimize bakabiliriz.

Ülkemiz farklı coğrafyalardan gelen farklı medeniyetleri içinde barındırır, hal böyle olunca adetlerimiz de yöreden yöreye farklılık gösterir. Örneğin Bartın’da evlerde kadınlar “Konat” adı verilen ve içinde yöresel yemeklerin ağırlıklı olduğu bir tepsi hazırlarlar ve bayram günü öğle namazı sonrası bu tepsiler hep birlikte yenir. Hatta komşu köylerdeki aileler birbirlerini ziyarete gider ve Konat’larını paylaşır. Doğu’da özellikle maddi durumu iyi olanlar büyük sofralar kurdurur ve halka Bayram yemeği verir. Diğer bölgelerimizde de durum aynıdır. Ege bölgesinde zeytinyağlı ve çok ağır olmayan bayram yemekleri, Karadeniz’de balık ürünlerine, Akdeniz’de sebze yemeklerine dönüşür. Fakat hepsinin tek bir ortak noktası vardır. “Paylaşmak”. Bayram sofraları bu özelliği nedeniyle, karın doyurmaktan ziyade ruhu doyurmak için kurulur.

Son olarak eklenmesi gereken şudur ki, Bayram sofraları genelde çok ağır olmayan, özellikle Ramazan Bayramı sonrası mideyi çok yormayacak tatlar içermelidir. Amacın birlik ve paylaşmak olduğu sofrada sağlıklı beslenmek çok çeşitli ve zararlı şekilde beslenmeye tercih edilmelidir.

Babalar İçin…

Hayatımızın perde arkasında gizli kahramanlarıdır babalarımız. Kimi zaman göstere göstere, kimi zaman da hiç belli etmeden destek olurlar bize. Yaptığımız her işte, attığımız her adımda güçlerini arkamızda hissederiz. Onlar için hayatta öncelik her zaman bizim iyiliğimizdir. Mesaileri hiç bitmez, 24 saat, her ne yapıyorlarsa yapsınlar akıllarının bir yerinde hep çocukları vardır. Herhangi bir karşılık beklemeden verilen ender sevgilerden biridir Baba sevgisi, ne kadar hatalı olursanız olun, nasıl bir yanlışa sapmış olursanız olun size uzanacak ilk yardım ellerinden biridir onun güven veren eli.

Fakat büyüdükçe, özellikle de iş hayatının yoğun temposu içine girdikçe, olduğumuz kişi olmamıza en çok destek veren insanlardan biri olan babalarımıza ayırdığımız zaman da, onlar için yaptıklarımız da azalmaya başlar. Belki çoğu zaman aramak için ya da bir mesaj atmak için bile günlerce bekleyebiliriz. Bu nedenle de Haziran ayının önemli bir özelliği de, “Babalar Günü’nü” içinde barındırmasıdır. Bütün mazeretlerimiz ile birlikte kapısını çalmak, onu belki uzun zamandır aramıyor olsak bile mutlu etmek için ideal bir gündür babalar günü. Bu yıl 18 Haziran’a denk gelen babalar günü, onlara fazlasıyla hak ettikleri değeri göstermek için sembolik bir gün. Ufacık bir hediye, hatta bir tebessüm ve “İyi misin?” sorusuyla bile mutlu olacağından emin olsak da babalarımız için o günü güzel bir şekilde planlamak gerekir.

Belki bir cüzdan, ya da yapmayı istediği bir aktiviteye davet etmek babamızı dünyalar kadar mutlu edecektir. Eline tutuşturacağımız bir kitap ya da en sevdiği markadan alınmış bir kahve…

Onlar için bir gösterge olmasa da hak ettikleri değeri, ilgiyi ve sevgiyi göstermenin bir yolu da unutulmaz bir gün yaşamalarını sağlamak. Örneğin Double Tree by Hilton İzmir Airport ayrıcalığıyla yaşayacakları unutulmaz bir gün ve gece verebileceğiniz hediyeler arasında. Onların size verdiklerinin karşısında çok ufak bir hediye olarak kalsa da, bir gecelik Double Tree by Hilton İzmir Airport tatili, hayatlarında nefes aldıkları, her türlü konforu ve huzuru yaşadıkları bir anı olarak kalabilir.

Hediye’nin büyüğü ya da küçüğü olmaz ancak “Babalar Günü” babanıza hak ettiği değeri göstermek için biçilmiş kaftan bir gün. İyi değerlendirin.