Dünyadaki kahvaltı sofralarını görüp kendi kahvaltı sofralarımızla övünüyoruz. E, haksız da sayılmayız. Kahvaltı ülkemizde ayrı bir kültürdür ve değeri de büyüktür. Kahvaltıyı geçiştirmek yeni moda bir icat. Hayat hızlandıkça yemeğe vakit ayıramaz oluyoruz. Bu yüzden Pazar kahvaltısı diye bir şey var yaşantımızda. Masanın küçük kaldığı koca bir cümbüş, birlikte olma ve beraberliği paylaşma alanı.

Kahvaltının çok çeşitli olması da sebepsiz değil. Kahvaltı masası saatlerce kaldırılmaz çünkü sohbeti de çeşit çeşittir.

Şimdi size ülkemizde yöreden yöreye değişen kahvaltı sofralarından bahsedeceğiz. Evet biriz, ama çeşit çeşidiz.

Ege Bölgesi

Ege dediğimizde aklımıza yeşillik geliyor doğal olarak. Bu yüzden bu sofralarda yeşilin her tonunu, her şekilde bulabilirsiniz. Kavurma otlar, taze otlar, yoğurtlu otlar… Ege kahvaltılarında tatlı da çok çeşitlidir. Recellerde bonkördür bu mutfak… Et yönünden daha zayıf kalır, ama Ege mutfağı da zaten böyle değil mi?

Marmara Kahvaltısı

Marmara hayatın daha hızlı aktığı bir yer. Yumurtası çeşit çeşittir. Salamı, sosisi, sucuğu mutlaka olur. Peynirde de çeşitlilik çoktur. Yulaf ezmesi, mısır gevreği biraz Avrupai kalsa da hızlı yaşam tarzına ayak uyduranların vazgeçemediği yiyeceklerden. Simiti de unutmayalım. Bir açıdan ülkemizdeki kahvaltı kültürünün özeti gibidir. Marmara’da yaşayıp sevip, tatmayan da bulamazsınız.

Akdeniz Kahvaltısı

Portakal reçeli, turunç reçeli ve dahası bu kahvaltıda. Farklı yiyeceklerden reçel yapmayı da severler. Ceviz reçeli, patlıcan reçeli mesela. Salatalık, domates mutlaka yerini alır. Bir de börek açmak onların işi.

İç Anadolu Kahvaltısı

Hamur işinin ana vatanı İç Anadolu’da kahvaltı da hamur ağırlıklıdır. Çibörek, haşhaşlı çörek ve el yapımı sucuk da bu kahvaltıda. İç Anadolu’ya has tuzsuz peynirler de yine sofrada yerini mutlaka alır.

Karadeniz Kahvaltısı

Herkes heyecanlandı değil mi? Çünkü söz konusu mıhlama ve ona eşlik eden mısır ekmeği. Kaygana ve turşu kavurması da geldi mi… İşte Karadeniz Kahvaltısı hazır.

Doğu Anadolu Kahvaltısı

Van Kahvaltısı diye de anılan bu kahvaltı biçimi aklınıza gelebilecek her türlü kahvaltı nesnesini içinde barındırır. Hem bölgeye ait hem de ülkenin çeşitli yerlerinden en güzel kahvaltı yiyeceklerini toplayıp size sunan Doğu Anadolu kahvaltısını mutlaka deneyin.

Güney Doğu Anadolu Kahvaltısı

Beyran çorbası, katmeri, zahteri… En farklı kahvaltı tabağı işte burada. Eğer farklı bir kahvaltı yapmak istiyorsanız Güney Doğu Anadolu kahvaltısını mutlaka deneyin.

Eğer kendi şehrinizde farklı bir kahvaltı deneyimi yaşamak istiyorsanız ise, Camia Restoran Gaziemir’de Sarnıç yolunda.

Şimdiden afiyet olsun.

İş seyahatleri sırasında yediğimiz güzel bir öğün bile bizim için sürpriz olabiliyor. Güzel şehirlere tek bir amaçla gidip, hiçbir yer gezip göremeden dönmek ise biraz üzücü. Bu yüzden aslında her şehir için böyle hayat kurtaran bir rehber olmalı. Evinize döndüğünüzde boşuna geçmemiş vakitleri kar olarak sayacaksınız.

İşte size İzmir’de iki arada bir derede gezilebilecek seyahat noktaları ve bazı tavsiyeler.

  1. Otele hemen yerleşin.

Her şeyden önce otele bir an önce yerleşmeniz önemli. Bunun için otelin havalimanına yakın olmasına dikkat etmeli. Airport oteller şehre hâkim olmanızı sağlarken, gidiş ve dönüşlerde çekeceğiniz eziyeti ortadan kaldırır.

  1. Ajandanıza bakın.

İş ile ilgili yapmanız gerekenlerden, zaman planlamanıza kadar hepsini gözden geçirin ve boş saatlerinizi tespit edin. Daha da önemlisi boş zamanlarınızda hangi lokasyonda olacağınızı belirlemek. Bu kilit aşamadan sonra, o bölgeye en yakın gezi noktalarını belirleyebilirsiniz.

  1. İzmir’deyim, vaktim az, hevesim çok.

Evet, bu listeyi bu yüzden yaptık. Şimdi başlayalım. Nerelere gidip, neler yapabilirsiniz?

Arkeolojik kazıları sevenler için Yassıtepe alternatifi:

Yassıtepe Höyüğü M.Ö. 8500 yıl önceye tarihlenen bir yerleşim noktasıdır ve 2005 yılında bulunmuştur. Bornova’nın tam kalbinde yer alan bu höyük oradan geçip gidenler tarafından çoğu zaman görülmez. Yassıtepe Höyüğü Bornova’da, yani yerleşimin tam ortasında olduğu için gezip görülmesi en kolay yerlerden biridir. Açık olduğu saatler içerisinde –mesai saatleri- gezip görebilirsiniz. Hatta bunun için sadece metro hattını kullanmanız bile yeterli olacaktır.

Doğaseverler için Kuş Cenneti:

Çiğli Çamaltı Tuzlası’nda bulunan Kuş Cenneti, pek çok çeşitte kuşu görebileceğiniz doğal bir park alanı. Doğanın güzelliği ile baş başa kalırken, kuşları da seyredebileceksiniz. İşiniz Karşıyaka’da ise mutlaka gidip görmeniz gereken bir yer İzmir Kuş Cenneti. Hayvanat bahçelerinin yerine, hayvanların özgürce göç yolları olarak tercih ettikleri bir lokali ziyaret edip evinize dönmeniz paha biçilmez olacaktır.

Manzara severler için Balçova Teleferik

İzmir’in Balçova yakasına yakınsanız, mutlaka Teleferik’e binmelisiniz. İzmir’i muhteşem bir doğanın içinden geçerken izlemenin keyfine varırken, yukarıya ulaştığınızda gerçek bir doğal cennetin içine vardığınızı göreceksiniz. Kışı, yazı ayrı güzel bu bölgedeki manastırı da vaktiniz varsa mutlaka ziyaret edin. Teleferik dışında aynı bölgede manastıra giden bir doğa yürüyüş yolu da bulunmakta. Fakat uyaralım, ikinci tercih sizi biraz yorabilir.

Camia Meyhane’de Bir Gece

“Senin Aklın Ermez Bu Başka Hesap
Meyhanede Bulduk Biz Bu Kemali.”

Meyhaneye neden gidilir sorusuna verilecek pek çok cevap var, ancak en anlamlısı “Bu başka bir hesap.” olmuştur. Herkes meyhanede kemale ermez, ama merak etmeyin. Tekâmül sizi meyhanede bulur.

Bir gün bir karar verip, Camia’da bir gece geçirmeye karar verirseniz Cuma ve cumartesi günleri en doğru zamanlar, çünkü bu akşamlarda meyhane açık.

Nelerle karşılaşacağınız da o kadar sürpriz değil, ama hissedecekleriniz kesinlikle “yeni”.

Biraz erken giderseniz, Camia Meyhane sizi sükûnetiyle karşılayacak. Mekâna loşluk veren mumlar ve sizi bekleyen mezeler… Oturup biraz soluklanırken, hemen bir garson delikanlı gelecek. Belki biraz sohbet edeceksiniz eş dostla. Vakit ilerleyince, oryantal tabloların olduğu noktada, saz söz ekibi konuşlanacak. Kanun, darbuka, keman tıngırdamaya başlayacak.

“Ey Zahit Şaraba Eyle İhtiram
İnsan Ol Cihanda Bu Dünya Fani.”

Garson dedik belki yanlış söyledik. Sakilerin ev sahibi içkidir. Siz de içkinin misafiri…

Mey ihtiramla gelir. Usulüne uygun, ne kadehi ne de içkiyi incitmeden…  İlk bardağın neşesiyle biraz peynirden, biraz haydariden… Biraz gündelik hayat konuşacaksınız. Eh, her sohbete böyle girilir. Yaşamın zorluklarından bahsedeceksiniz, kederine girmeden. Camia Meyhane’yi sazıyla sözüyle donatanlar da sohbete ayak uyduracak. Şöyle bir süpürecek müzikle mekânı.

“Nesimî’ye sordular li / Yârin ile hoş musun

Hoş olayım olmayayım / O yâr benim kime ne.”

Mezelerle haşr u neşr olurken, içki önce yanakları al edecek. Kadeh hiç boşalmadan, sohbet sürecek. Darbuka durur mu? Kalbinizi kıranları, darbukasında duçar edecek. Biraz zaman geçince, gözünüze ilişen bir yazı: “Hüznünü burada bizimle bırak.”

Kalp kıranları, incitenleri ve kötü anıları Camia Meyhane’de bırakmaya karar verip, kanunun üzerinde gezen ellere bakacaksınız. Sadece müzik değil, görsel bir şov, ruhun akıp coştuğu bir vecd ile kadehler kalkacak: “Sağlımıza”. Yudumu almadan yere koymak yok ama.

Ara sıcaklar gelirken, yan masadan –belki de o sizin masanız- şarkılara eşlik eden bir kadın sesi. Özgüvenli, neşeli…

O yar ile hoşsunuz, kime ne?

“Bugün sohbet bizim olduBize bizim diyen gelsin.”

Gecenin sonuna doğru, bu sarhoşluğun diğerlerinden başka olduğunu fark edeceksiniz. Nedeni sır değil.  Muhabbetten, sevgiden, dostluktandır o.

Bizimle bir olanın sofrasına “Bizim Camia” hoş gelmiştir.

Kalbe giden yol mideden geçer derler. Bu bir bakıma doğrudur. Cemal Süreya’nın ünlü kısa şiiri, kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olduğunu söylüyordu. Dahası karnı doymuş bir insanın sevmeye daha açık olduğu da aşikârdır. Fakat zorlukları seven biriyseniz, açlık da aşka dâhil olabilir. Sevilen insanla çekilen zorluklar, insanları birbirine bağlar.

Sevginin yemekle ne alakası vardır? Sevgililer Günü’nün olmazsa olmazı neden romantik akşam yemekleridir? Hatta romantizm sevmeyenler için bile beraber yenilen bir pizza da sevgiye dâhildir. Sevdiğimiz insanlarla, sevdiğimiz adamla/kadınla buluşma noktamız hep yeme içme halleridir.

Özel günlerde pasta yeriz, güzel sohbetleri çayla süsleriz, öğle yemeklerini bir başımıza yemeyiz. Birlikte olmak, sosyalleşmek ve sevmektir yemek. En derin duygularla bağlandığımız insanın “doyuşu” bile hoştur. En naif, en gerçek ve içeriden gelen bir sıcaklıktır. Kalbe giden yol gerçekten mideden geçer, ancak sadece erkekler için değil. Bütün insanlar sevmeye bir yeme içme eylemiyle başlar. İlk bakış değil ama ilk kaynaşma orada olur.

Sevgililer Günü’nde bu yüzden yiyeceğiniz yemek önemlidir. Bu yüzden bu ritüel aslında en eski sosyalleşme biçimimize bir atıftır. Çoğu zaman bu tarz ritüelleri savuşturmak için çeşitli bahaneler üretiriz. Mantıksızlığını kanıtlamaya çalışırız. Oysa yaşanacak güzel anlara yeme ve içme her zaman eşlik etmiştir. Bir düşünsenize, hangi anınız çok uzaktı bir yemek masasından?

14 Şubat yaklaşıyor. Sevdiğimiz insanla geçireceğimiz dakikaların önemi artmıyor aslında, sadece dünyanın en farklı ve en güzel çifti olduğunu düşünmenin bir şekli bu akşam yemekleri…

Ve doğru. Öylesiniz.

Aşk her yerde başkadır, çünkü herkesin aşkı birbirinden başkadır. Camia Restoran’da “başka” olan şey ise kalbinizden ayrı düşünemeyen mideniz için mutluluğun bir aracı olması. Hem de gerçekten güzel bir araç. Dünya mutfakları, ev yemekleri, fast food, güzel bir kahvaltı ya da romantik bir akşam yemeği… Sevdiğinizle paylaşacağınız güzel anlara bir çatallık katkıdır.

Siz en iyisi bu 14 Şubat’ta başka bir şey düşünmeyin, sadece aşkınızı alın gelin.

Yoğun duygular yaşadığımız ve sevginin değerini bir kere daha anladığımız 14 Şubat’ta, tek günlük tatile çıkan çiftler için bir rehber oluşturmaya karar verdik. Bu 24 saatlik süreyi nasıl değerlendirebiliriz, her zaman yaptığımız şeylerin dışında neler yapabiliriz? İşte DoubleTree By Hilton İzmir Airport’tan öneriler.

Güne Erken Başlayın

Günü kaçırmamak önemli. Elbette güneş doğmadan uyanın demiyoruz, ama öğlen 12’de başlayan bir 14 Şubat’ın da verimli geçmeyeceği çok açık. Bugünkü planınız her ne ise giyinip hazırlanmış şekilde evden çıkışınız en geç 10 olmalı. Sızlanmayın, bugün sizin gününüz ve diğer günlerden farklı olmalı.

Kahvaltı

Beraber yapacağınız kahvaltının değeri büyük. Kahvaltısının iyi olduğundan emin olduğunuz yerlere gidin. Mutfaktaki şefi bilmeniz size güven verecektir. Evet, kötü kahvaltı diye bir şey var ve o sizi Sevgililer Günü’nde bulmamalı.

Otele Girişinizi Hemen Yapın

Sevgililer Günü farklı bir gün ve bu farklı günü özel bir mekânda geçirmek önemli. Nerede olduğunuzu bilmek ve konaklayacağınız ortama alışmak için girişinizi erken yaptırın. Geciktirmenin anlamı yok. Daha önceden otelinizi araştırın. Şartlarını öğrenin, deneyimleri okuyun. İşinizi şansa bırakmayın ve iyi bir otel seçin ki ayrıldığınızda gerçekten “şımarmış” hissedin.

Etkinlik Planınız Hazır mı?

Sevgililer Günü için etkinlik planı çok önemli. Ulaşımı nasıl sağlayacaksınız? Gittiğiniz yerde nerede yemek yiyeceksiniz mutlaka araştırın. Etkinlik planınıza sadık kalın. Saati saatine uymanız elbette zor ama oraya da gidelim, buraya da gidelim demek sizi yormaktan başka bir işe yaramayacaktır. En önemlisi de anın tadını çıkarın.

Akşamı Özel Kılın

Akşam yemekleri Sevgililer Günü’nün en değerli zaman dilimi. Kendi yeme alışkanlıklarınızı gözden geçirin ve menüden buna göre seçim yapın. Gideceğiniz mekânı araştırarak seçtiğinize göre, şefe güvenin. Bugün kavgadan, kaygıdan uzak durun. Unutmayın, yaşadığınız güzel anlar yıllarca konuşulacak anılardır.

Otel Yakın mı?

Otelinizin akşam yemeği yediğiniz yere yakın olması önemli. Kaybedecek vaktiniz yok. Yolculuklar sandığımızdan fazla vaktimizi alıyor ve böyle bir günde vakit değerli. Konaklama ve restoran seçimini de buna göre yapmalısınız.

Otelinizin Sizi Şımartmasına İzin Verin

Otelinizin size sunduğu imkânlarından yararlanın. Gününüzün güzel noktalanması için güler yüzle hizmet veren bir personelin ve konforlu bir mekânın güzelleştiremeyeceği akşam yoktur.

Sevgililer Günü’nüz şimdiden kutlu olsun.

  • Merhaba Nicola Bey, kendinizi tanıtır mısınız?

Nicola Saraceno: Adım Nicola Saraceno. İtalyanım. İzmir’de yaşıyorum. Taranto’da doğdum. Taranto, denizi olan, sıcak bir yer. Sonra Almanya’ya taşındım. Orada 19 sene kaldım. Bir restoranım vardı. Bu restoranı satıp eşimle İzmir’e taşındık. Eşim de Türk. Büyük çocuğum 40 yaşında, diğeri 35 ve dede de oldum. 🙂

  • Türkiye’de sizi ne çekti sizi? Neden geldiniz?

Nicola Saraceno: Eşimin akrabaları olduğundan Türkiye’ye gidip geliyorduk. İzmir beni çekti. Neden? Çünkü aynı benim memleketime benziyordu. Deniz kenarı, insanları sıcak ve kendisi de sıcaktı. Eşimle ben çok maceracı insanlarız. 83 yılında, her şeyi satıp buraya yerleştik. Türkiye’ye geldik ama ne yapacağız? Manavcılık, pazarcılık yaptım, 2-3 sene kadar. Türkçeyi sokakta öğrendim. Sonra Bornova’da manav açtık. O zamandan beri Bornova’ya bayılıyorum.

  • Peki nasıl kendi mesleğinize geri döndünüz?

Nicola Saraceno: Bir gün bir gazeteci geldi. Dedi ki “Biz gazeteden geliyoruz. Seninle röportaj yapmak istiyoruz. O zaman Türkçeyi çok bilmediğimden, Türk ortağım çevirdi. Türkiye’ye neden geldiğimi sordular. İtalyan’ım. Almanya’da yaşıyordum. Restoranımı satıp İzmir’e yerleştim dedim.

Ertesi gün, gazeteleri bir açtık. “İtalyan aşçı, Almanya’da restoran batırdı. Türkiye’ye taşındı. Çok konuşuyor ama kazık atmıyor.” J

E biraz yalancılık yapmışlar haberde, ama o yalancılık çok işe yaradı. Oturma iznim yok. Her sene sorun yaşıyorduk. 1 hafta sonra bir arabadan kravatlı bir adam geldi. Biz müşteri sandık. “Buyrun efendim, domates patlıcan…” derken “Hayır.” Dedi. “Ben şu şu holdingden geliyorum. Sana yardımcı olacağız. Oturma sorununu, iş sorununu çözeceğiz.” Konuşmak için gittim, sonra bana iş verdiler. Gerçek işime böylece kavuşmuş oldum. Manavcılık, pazarcılık bitti. Oturma sorunum da kalmadı. Türkiye’deki profesyonel hayatım başladı.

  • Camia ile nasıl anlaştınız?

Nicola Saraceno: Mustafa Bey beni çağırdı. Burası henüz inşaattı. Beraber çalıştık. Tasarladık. Ne istediysem oldu. Ben böyle istiyorum dedim, Mustafa Bey tamam dedi. Hayır demedi bana. Otel, restoran, kahvaltı, meyhane varsa böyle büyük kapsamlı mutfak olması gerek.

  • Türk yemekleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Nicola Saraceno: Düşünecek bir şey yok. Türk Mutfağı dünyada belli bir mutfak. Hangi mutfaklar var ki zaten? Fransa var, İtalya var,  Türkiye, Çin, Yugoslavya…

  • En sevdiğiniz Türk yemeği hangisi?

Nicola Saraceno: Ben Türk yemeklerinin hepsini seviyorum. Lezzetli olduğu zaman yerim. Karım hem İtalyan hem Türk yemekleri yapıyor, ama kuzu eti kuzu tandır çok severim. Favorim.

  • İtalyan mutfağı ve Türk mutfağı arasındaki benzerlikleri neler?

Nicola Saraceno: Zeytinyağı, taze sebzeler, sarımsak… Bunları biz çok kullanıyoruz, siz de kullanıyorsunuz. Türk mutfağında başka bir tat var tabii. Farklılık. Taze fasülye, kuru fasülye… Bunları biz de yapıyoruz ama siz daha fazla salça koyuyorsunuz. Fark o kadar.

 

  • Aşçı olmaya ne zaman karar verdiniz?

Nicola Saraceno: Seçenek yok ki bizim zamanımızda. Ya berber ya marangoz ya aşçı oluyorsun. 8 yaşında bulaşıkçılıkla başladım. Hem okul hem çalışma… Çok zorluklarla öğrendik. Şimdiki nesil böyle değil. Bir şey söylesen hemen alınıyorlar. Ama ben mutfakta disiplinliyimdir. Çok zor biriyim.

Yemeklere de eskisi gibi bakmıyorlar. Mesela spagetti bolognese yapacaksın, e belli nasıl yapacağın. Basit bir şey. Ama hayır içine biber zeytin vs. koyuyorlar. O zaman spagetti bolognese olmuyor.

  • Margheritada da aynısını yapıyorlar.

Nicola Saraceno: Margherita nasıl çıktı biliyor musunuz? Fakirlikten. Hamur, peynir, sos… Napoli’de 500 sene önce kraliçe var ve kıtlık da. Napoli’deki kraliçenin adı Margherita. Oradan konuyor. Margherita papatya demek. Basitliği güzelliği.

  • Mutfakta çok disiplinliyim dediniz peki bir şefte olması gereken özellikler neler? Duygusallığa yer yok mu?

Nicola Saraceno: Tabii ki duygusallık olacak biraz, sadece sertlik olmaz. Arada acı biber, arada şeker… Mutlu olsun. Mutfak disiplini artık tüm dünyada değişti.

  • Peki sizce aşçı eserine ne kadar yorum katmalı?

Nicola Saraceno: Aşçı sadece sevgi katmalı. Küfür etmemek gerek. O yemekten hayır gelmez. Sevgini vereceksin. Ben orada tavada makarna yapıyorum ve hoşuma gidiyor, zevk alıyorum. Yorum budur.

  • Olmazsa olmaz malzemeniz var mı?

Nicola Saraceno: Bir pizza yapıyorlar, fırçayı alıyorlar pat pat sürüyorlar. Öyle olmaz. Domates sosunu ayrı yapacaksın. İyi peynir seçeceksin, iyi pişireceksin. Burada açık mutfak var. Bakın. Bir makarna yapıyorsun pesto sos yapıyorlar. Maydonoz koyuyor. Maydonoz konur mu, roka bile koyuyorlar. Mutfağı kapalı, ne yapıldığı belli olmayan restoranlar var. Korkarsınız.

  • Peki Camia’da dileyen mutfağı gezebilir diyebilir miyiz?

Nicola Saraceno: Tabii ki galoş var, bone var. Dileyen istediği zaman gezebilir.

  • Burada menü anlamında yapmak istediğiniz şeyler var mı?

Nicola Saraceno: Menü sürekli yenilenir. Gelişir, büyür. Pek çok fikrim var ama her şeyi aynı anda koyamazsın. Yavaş yavaş gelişecek. Et güzel, makarna güzel, salata güzel olmalı.

  • Fiyatlar hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Nicola Saraceno: Burada fiyatların yüksek olduğu düşünülüyor. Piyasa ile aynı hatta bazen daha da aşağıda. Biz farklı bir şey yapıyoruz ve bu farklı şey herkese ulaşsın istiyoruz.

  • Sosyal medyada da Camia hakkında hep olumlu şeyler yazılıyor.

Nicola Saraceno: Evet, burada herkes memnun. Çok fazla övgü alıyoruz, mutlu oluyorum.

  • Camia’ya geldiğimizde mutlaka yememizi önerdiğiniz bir şey var mı?

Nicola Saraceno: Ben hep müşterimize şunu derim. Her zaman yeni şeyler deneyin. Her gelişinizde yeni bir şey tadın. Dünya mutfaklarını tatsınlar. Makarnamı elde yapıyorum. Her malzemeyi tek tek özenle alıyorum. Neden denemesinler?

  • Öğle yemeklerine, ev yemeklerine bu kadar ilgi bekliyor muydunuz?

Nicola Saraceno: Bekliyordum. Ev yemeklerimiz gerçekten güzel. 🙂 Camia’da her anın bir ambiyansı var. Kadro çok önemli, bu kadroyla bütün öğünler ilgi çeker.

  • Güzel sohbetiniz için teşekkür ediyoruz.

Nicola Saraceno: Ben teşekkür ederim.

Seyahat bavulu hazırlarken bazen liste yapmak bile yeterli olmayabiliyor. Bunun için bazı ipuçlarımız var. İşte 10 maddeyle seyahat bavulu nasıl hazırlanmalı.

  1. Yine de Liste Hazırlayın

Listeler her zaman daha az şey unutmamızı sağlar. Eğer sık sık seyahate çıkıyorsanız temel bir listeniz olsun ve seyahatin niteliğine göre bu listeyi genişletin. Listeye en temel eşyalarınızı alın. Diş fırçası, diş macunu, şarj aleti, lens suyu ve kabı, tarak, iç çamaşırı vb. başkasından  talep edemeyeceğiniz şeyler. Elbette bir otelde kalacaksanız havlunuzu yanınıza almanıza gerek yok mesela. Her zaman gideceğiniz yerdeki imkânları göz önüne alın. Hava şartları da dâhil olmak üzere.

  1. İlaçlarınız

Düzenli içmeniz gereken ilaçlarınız varsa onları asla unutmayın. Bunun dışında basit ilk yardım malzemeleri de mutlaka yanınızda olmalı. Yanıklara karşı ya da burkulmalara karşı kremler de seyahatinizi kolaylaştıracak önlemlerden.

  1. Bagajınız Kaybolursa

Basit bir önemle bavulunuza kısa sürede ulaşabilirsiniz. İsim etiketi. İsminizin ve sizinle iletişim kurabilecekleri bir numaranın olduğu etiketi bavulunuza mutlaka iliştirin. Böylece kaybolma durumunda size ulaşabilirler.

  1. Tatil Alışverişini Hesaba Katın

Bavulunuzu tamamen doldurup, üzerine oturarak kapattınız ve bir zafer kazandığınızı düşünerek yola çıktınız. Ancak o da ne? Alışverişlerinizi hesaba katmamıştınız ve bavulunuzda bir nefeslik dahi yer yok. Dönüşü poşetlerle yapmak istemiyorsanız küçük bir bavul yerine büyük bir bavul alın ve alışverişlerinize yer kalsın.

  1. Sıvı Limitleri ve Bagaj Kısıtlamaları

Seyahatin başlangıcında üzülmek istemiyorsanız bunları mutlaka bilin. Bagaj kısıtlamalarında havayolu şirketinin limitine uyun. “Bu söylenen sayıdan 1 kg fazla, sorun olmaz.” demeyin. Oluyor. 100 ml’den büyük sıvıları el çantanıza koyun. Böylece sorun yaşamazsınız.

  1. Siz Hala Sarmayanlardan mısınız?

Bu teknik uzun yıllardır anlatılıyor.  Kıyafetleriniz bu yolla hem kırışmayacak hem de bavulunuzda yerden tasarruf etmiş olacaksınız.

  1. Ayakkabılar ve Kozmetik Ürünleri

Bir bavulun yarısına kadar doldurabilecek, bu sadece iki kalem eşya grubu ne yazık ki vazgeçemediklerimizden. Ancak vazgeçmek zorundayız. İkisini de kullanırım diyerek aldığınız iki fondöten, onlarca ruj ya da göz pınarı aydınlatıcınız… Bir yerden taviz vermek zorundasınız. Ayakkabı olarak da çok işlevli ayakkabılar seçmeniz önemli. Böylece yine yerden tasarruf etmiş olacaksınız.

  1. Bukalemun Taktiği

Gideceğiniz yere uyun! Kışın sert geçtiği bir yere giderken termal içlik almaktan çekinmeyin mesela ya da çok farklı kültürlerle temasta bulunacaksınız o kültüre saygı göstermek önemli. Özetle gittiğiniz yerin tüm özelliklerini hesaba katarak kıyafetlerinizi seçin. Tamamen müze gezeceğiniz bir tatilde yanınıza topuklu ayakkabı almak istediğinizden emin misiniz? Bu pek mantıklı olmaz.

  1. Paketleme Önemlidir

Bütün kıyafetlerinizin akıbeti buna bağlı. Düzgün paketlenmeyen bir aseton ya da hatta minicik bir ruj bütün eşyalarınıza zarar verebilir. Bu yüzden kapağı olan her şeyi sağlam bir şekilde poşetleyin ve kıyafetlerinizle net olarak ayırın. Sallanmayacakları bir noktaya sabitleyin.

  1. Sık Kullanılanlar En Üste

Özenle yerleştirdiğiniz ve hassas bir dengeye oturtarak yola çıktığınız bavulunuzu başka bir eşyayı ararken bozmak istemiyorsanız sık kullandıklarınızı üste koymalısınız. Böylece bavulunuzun dengesi en azından daha kısa zamanda bozulacaktır.

Ve son olarak, paranızı ve değerli eşyalarınızı asla bavulunuza koymayın. Böylece kötü sürprizlerden kendinizi korumuş olacaksınız.

Camia Meyhane, Mezeler ve Meyhane Adabı

Aşk, sanat ve ustalık ayrıntıdadır. Yemeğin kalitesini detaylara verilen özen belirler. Çok zaman yediğimiz yemekten aldığımız hazzı da mezelere borçluyuz. İçki sofrasının ve meyhane buluşmalarının vazgeçilmezi mezeler özenle hazırlanmalı, sofranın muhabbetine muhabbet katmalıdır.
Camia Meyhane’de her meze bu muhabbetle hazırlanır.

Osmanlı-Türk mutfağında mezeler konusunda çok şanslıyız. Balkan, Yunan, Ege, Hatay tatlarına ulaşıp bunları harmanlayabiliyoruz. Camia Meyhane’ye de bu coğrafyaların eli değiyor. Her açıdan sofraya o coğrafyanın mezelerini değil, ruhunu taşıyoruz.
Kimilerimiz mezeleri o kadar çok sever ki ana yemeğe ihtiyaç duymaz. Sadece mezeler için bile meyhane tutkunları vardır. Pek çok mutfağın ürünü olan bu yemek kültürü coğrafyamızın vazgeçilmez öğelerinden olmuştur. Gerçekten kavunsuz, beyaz peynirsiz rakıdan bahsedince herkesin yüzü ekşir. Beyaz peynirin güzelini, kavunun olmuşunu seçebilmek de meyhane kültürüne dairdir. Meyhanede mezeleri seçmek de meyhane adabına dahildir. Bunu bilenler de bu işin tadını çıkartırlar. Camia Meyhane de her adımı adabıyla sevenlerin meyhanesidir.
Meze tutkunları bilirler ki mezeyle karın doymaz. Az az değil belki ama ağır ağır yenmelidir.
Hani illa kuralı kaidesi var da denilmez bu işin. Camia Meyhane’de her şey gönül işidir. Mezelerin güzelliği, bir sofrada çok farklı tatlara ulaşabilme şansıysa, adabın tadı da çok çeşitli muhabbetlere ulaşabilme şansıdır.
Rakı sofrasının güzelliği meyhane masasında uzun uzun oturulmasındandır. Sofrada oturdukça muhabbet de demlenir. Camia Meyhane, sadece meze ve rakı sunmadığını bilir. Masaya daha ilk dakikalardan muhabbet de gelir.
Camia Meyhane’den içeri girdiğiniz anda işte bu adap sizi karşılar, çünkü mezesinden içkisine her aşamada meyhane aşkı katılmıştır. Bizim Camia sohbetin değerini de bilir. Mezenin hatırını da, içkinin hoşluğunu da… Camia Meyhane bilir ki her mezeye bir kültürün eli değmiştir. Trakya’dan Ege’ye, Ege’den Beyrut’a dek, meze mutfağı ortak bir aşktır. Bu aşkı yaşamanın yolu mezeleri, meze kültürünü ve adabı sevmekten geçer.
Camia Meyhane her cuma ve cumartesi mezeleri sofraya diziyor, peynirin de güzelini seçiyor.
Bu sıra dışı deneyime, müziğin ve sözlerin sarhoşluğuna, mezelerin eşsiz tadına sizi de bekleriz.

Kış tatilinizi İzmir’de geçirmeye ne dersiniz?

Tabii ki evet!

Her ne kadar İzmir’de tatil denince akla ilk önce yazın Çeşme, Foça sahillerinde geçireceğiniz günler gelse de Ege’nin İncisi’nde kışın da tatilin tadını çıkartmak mümkün. DoubleTree By Hilton İzmir Airport olarak sizin için derledik.

İlk olarak, belki bilmiyorsunuz ama İzmir’in de bir kayak merkezi var. Ödemiş ilçesi sınırları içinde Bozdağ Köyü, kışın sürekli yağan 80-100 cm karın altında bir kayak merkezi. Yamaç paraşütü ve dağcılık etkinliklerinin de yapılabildiği Bozdağ, ormanların içinde bir doğa harikası. İzmir’de kar da aslında çok uzağınızda değil.

izmir-teleferik-kis

Mevsimin kış olması sizleri klasik tarihi, kültürel mekanları ziyaret etmekten alıkoymamalı. Başta Efes Antik Kenti, Selçuk’taki Meryem Ana evi, Basmane’deki Smyrna ve Bergama’daki Pergamon olmak üzere onlarca tarihi site ziyaret edilebilir. Yine başta Arkeoloji Müzesi olmak üzere onun üzerinde müzenin de ev sahibi İzmir. Tarihi yaşamanın yazı kışı yok. Hatta Efes gibi geniş alanlar gezilecekse havanın bir parça soğuk olması yararınıza olacaktır.

İzmir’e kışın gelen ziyaretçiler kesinlikle bir fırsat yaratıp yerel pazarlardan birisine uğramalı. Ödemiş, Tire, Alaçatı pazarlarının şöhretleri ulusal boyutta artık. Bu pazarları ziyaret edeceklere Ege’nin meşhur otlarını denemelerini öneririz. Sevenleri için ayrıca köylü kadınları göz nuru dantellerin de yerleri ayrı. Hazır alışverişten bahsetmişken Kemaraltı’na uğramamak olmaz. Tarihi Saat Kulesinden, Kızlarağası Hanı’na; Agora’dan Havra sokağına bir yürüyüş, hem alışveriş hem de tarihi İzmir’i hissetmek için idealdir. Açık alanlarda yazın sıcağı alışverişi zorlaştırırken, kışın çok soğuk olmayan günlerinde bu eylem zevke dönüşecektir.

karago%cc%88l-1024x768

Kışın İzmir’i gezeceklerin bir diğer seçeneği de kaplıcalar. Balçova’dan Çeşme’ye, Bergama’dan Seferihisar’a İzmir’in neredeyse tamamında farklı termal tesisler ve imkânlar mevcut. Kaplıca turizmi kışın anlamı olan bir turizm ve İzmir bunun için doğru yer.

İzmir özellikle kışın iklim olarak doğa yürüyüşlerine, trekkinge çok uygun. Kışın özellikle İzmir’deki bisikletten, trekkinge doğa sporları etkinliklerini takip edebilirsiniz. Kışın çok az bölgede bu şansımız var.

İzmir’e gelmişken Balçova’daki yenilenen teleferiğe bir atmadan olmaz. Güzel manzaranın yanında temiz hava alır, zevkli bir piknik yaparsınız. Sasalı’daki Doğal Yaşam Parkı’nın ötesinde Kuş Cenneti var. MeraklılarınınKuş Cenneti’ne uğrayacaklarından eminiz.

İzmir’de kış tatili yapacakların akıllarında bulundurmaları gereken bir diğer seçenekse İzmir’in köyleridir. İzmir’in birbirinden çok farklı ve güzel öyle çok köyü var ki… Birçok köyün ünü çoktan İzmir sınırlarını aştı bile. Mesela Bademler Köyü’ndeki, namı diğer “entel” köydeki oyuncak müzesine istediğiniz zaman uğrayabilirsiniz. Artık uluslararası bir üne sahip Şirince’ye yolu düşenlere Şirince’nin şarabından önce mantarını önerelim. Tabii Şirince’ye gitmişken Matematik köyüne ve Tiyatro medresesine de uğramadan olmaz. Türk tarihini sevenlerin uğraması gereken köy ise kesinlikle Birgi köyüdür. Beylikler döneminden Osmanlıya tarihimizi hissedeceksiniz.

DoubleTree By Hilton İzmir Airport olarak, İzmir’de kışı anlatmaya çalıştık, ancak biliyoruz ki anlamak için mutlaka gitmek, görmek gerek. Bunun için de tam vakti.

 

Yeni yıl, kışın en canlı zamanında, yılın stresimizi attığımız yegâne kutlama. Bugünü en güzel şekilde geçirmeyi istemek hakkımız, ancak bazen kutlama akşamı kötü anılarla hatırlanabiliyor. Her ne kadar bu anıları bile gülerek anlatsak da, neden daha güzel geçmesin ki?

47 yıldır yeni yıla beraber girdiğiniz DoubleTree olarak deneyimlerimizi paylaşacağız. Gerçekten de, yeni yıla nasıl girmeli?

Mekanı Önceden Ziyaret Etmiş Olun

Yılbaşı eğlenceleri için mekan önemlidir çünkü sıkışık ortamlar keyif kaçırır. Oturduğumuz koltuktan, masaların birbirine yakınlığına ve sahne düzenine kadar nefes alabileceğimiz ve rahat olabileceğimiz yeni yıl mekanları olmasına dikkat etmeli. Göz yoran ışıklar ya da basık bir tavan bize zorluk çıkarabilir. Yılbaşı mekanı önceden görmek, şöyle bir kokusunu almak önemli.

Nasıl Bir Mekan

Kriterlerinizi belirleyin. Birbirinizi duyabileceğiniz mekanlar mı yoksa müziğin ağırlığını koyduğu mekanlar mı? Daha samimi bir ortam mı yoksa daha resmi yeni yıl kutlamaları mı? Bunu belirledikten sonra seçenekler bir parça daralacaktır. Sonuçta hizmetle beraber en önemli etken mekan.

Hizmet Kalitesinden Emin Olmak

Bundan emin olmak zor ama en azından eşe dosta sormak yararlı olabilir ya da belirli bir markanın kalitesi size rehber olabilir. Yılbaşı bir şeylerin yanlış gitmesinden en çok korktuğumuz günlerden biri olduğundan, gideceğimiz yerde hizmet kalitesinin kötü olması, geç servis ya da asık yüzlü çalışanlarla karşılaşmak son derece gerginlik yaratıcı bir durumdur.

Hesap Zamanı Geldiğinde

Eğlencenin sonunda fazladan hesap çıkınca, ikram sandıklarınızın aslında ikram olmadığınızı öğrendiğiniz bir yılbaşı hayal edin. Dürüst olmayan bir işletme sinir bozucu olurdu. Bu yüzden internetten araştırma yapmak önemli. Yeni yılda sürprizler güzeldir, ancak böyleleri değil.

Geri Dönüşü Düşünün

Her güzel gecenin bir sonu vardır. Yılbaşı eğlenceniz sona erdiğinde evinize ya da kalacağınız yere nasıl gideceğinizi mutlaka düşünmelisiniz. Oteller, yılbaşı eğlencesinden sonra konaklama imkânı olduğundan tercih sebebi olabiliyorlar. Kalacağımız yere ulaşmak için diğer seçenekler, taksi kullanmak ya da alkol almamış bir arkadaşa ricada bulunmak olabilir. Her hâlükârda, mutlaka kutlama sonrasında nerede kalınacağı ve oraya nasıl varılacağı önceden düşünülmeli.

Yeni Mekanlara Açık Olmak

Yeni yıl “başka bir şey” yaşamak için en doğru zaman. Önceden mekan araştırması yapmak önemli olsa da bu araştırmada yeni mekanlara karşı açık olmak iyidir, çünkü sonuç olarak denemeden bilemeyiz. Yeni deneyimler sevdiklerimizle beraber yeni anılar demektir ve yeni kutlama alternatifleri de bunun için en güzel yol olacaktır.