İtalyan mutfağı son derece köklü ve eski bir mutfaktır. Antik Roma’ya kadar uzanan İtalyan mutfağı çoğu mutfak gibi 18. Yüzyılda farklı meyve ve sebzelerin katılımıyla daha da zenginleşmiş ve gelişmiştir. Öğünlerde çeşit çoktur ve bizim gibi sofrada beraber bulunmak, dostlarla ve aile ile yemek yemek önemlidir. İtalyan mutfağı sadece mutfakta başlayıp orada bitmez. Yemeğin sosyal boyutu çok önemlidir. Yapılacak yemekler de buna göre seçilir. Bayramlarda, özel günlerde yapılan yemekler farklıdır.

Günlük hayatta basit yemekler yapılsa da yemek çeşitliliği her zaman sabittir ve özellikle yemeklerden sonra kahve çok önemlidir. Tüm bu ritüeller aslında İtalyanların kültür kodlarıyla uyuşan bir yere sahip. Sıcakkanlılık, bonkörlük, paylaşımcılık… İtalyan mutfağı Türk mutfağı ile benzeşmese de sofraya geliş, sunum ve sofra ile bütünleşen sıcaklık açısından çok benzerdir.

İtalyan mutfağı ile ilgili söylenecek birkaç şey olsa makarna, peynir, pizza ve espresso en başlarda yer alacaktır. İtalyan mutfağı bu karakteristik öğeleri olmaksızın açıklanamaz. Bunlarınsa pek çok çeşidi vardır ki İtalya’nın çeşitli bölgelerine göre farklılık gösterebilir. Yani bir yerde kıyma ağırlıklı bir sos sizi karşılarken diğer yerde zeytinyağlılar karşılayabilir.

İtalyan mutfağı aynı zamanda çorbalarıyla ünlüdür. Çorbalar çoğunlukla kızarmış ekmeklerle gelir ve çorbasına göre kıvamları değişir.

Tatlılar son derece değerlidir ancak Türk mutfağının şerbetli tatlılarını düşünürsek İtalyan mutfağı şekersiz kalacaktır. Genelde tatlılar az şekerli yahut hafif tatlılardır.

İtalyan mutfağı sürprizi öğünlerin sonuna saklar. Enfes aromasıyla espresso…

Tüm bunlara uzaktan baktığımızda İtalyan mutfağında yavaş yemenin önemini de tahmin ederiz. Çünkü öğünlerde sohbet etmek, iletişimde bulunmak, günü değerlendirmek önemlidir. Bu yüzden yemek yemek beraber olmak için neredeyse bir araç olur. Yemekler ağır ağır yenir. Biz nasıl yemeğin sonunda sohbeti uzatmak için çay demliyorsak onlar da bu iletişimi kahve yoluyla sağlarlar.

Bu açılardan iki mutfak arasında benzeşim kurulabilir. Belki iki milletin de Akdeniz insanı olmasından, belki de çok farklı sebeplerden sofraya bir tabak daha koymak dünyada en fazla İtalyanları ve Türkleri mutlu edecektir.

İtalyan mutfağı ile Türk mutfağı arasında kurulabilecek bu köprü bir restoranda canlandı. Camia Restoran İtalyan Executive Chef Nicola Saraceno ile harikalar yaratıyor. İtalyan mutfağının sıcaklığı ve bize benzeyen tüm yönleri Camia Restoran’a taşınırken, gerçekten o camia insanı oluveriyorsunuz. Camia Restoran bu açıdan hem İtalyanların hem de Türklerin mutfaktaki gücünü ortaya koymuş oluyor. Sıcaklık, samimiyet, uzun süren sofra sohbetlerinin yanında hem Türk mutfağının olmazsa olmazı tencere yemekleri hem de İtalyan mutfağının en seçkin örnekleri ile karşılaşabilirsiniz Camia Restoran içinde.

 

Bu yüzden diyebiliriz ki bizim Camia, sadece karın doyurmak için bir restoran değil iki kültür arasında da bir dostluk köprüsüdür.

İş gezileri, planlanmamış tatiller veya kısa süreli ziyaretler… Ortak nokta yabancı bir şehir, kalınacak yer ve yemek yenilecek mekanlar. Özellikle söz konusu yemek yenilecek mekanlarsa çeşitli hayal kırıklıkları yaşamak kaçınılmaz. İnternet üzerinden yorumlar okunsa da, birkaç arkadaş önermiş olsa da aşçısından ve hijyen koşullarından habersiz restoran hüsranına uğruyoruz. Oysa gidilen şehir yeni tatlarla tanıştığımız bir durak olmalı. Bakarsak insan gezdiği kadar yeni tatlar keşfediyor. Gittiği şehirler kadar damak zevki gelişiyor.

Peki bir şehirde bize doğru tatları sunabilecek restoran nerelerde olabilir, onları nasıl bilebiliriz? Birkaç ipucu ile.

Yer

Kısa seyahatler veya iş gezileri, zaman kaybetmeye lüksümüzün olmadığı durumlar. Biz işlerimizi hallederken, bir yandan da bizi yeni lezzetleriyle alıp götürecek bir mekan bulmak kolay değil. Özellikle şehrin geçiş noktasındaki bir restoran müşterilerinin ilk izlenime çok değer verir ve bu yüzden restoran girişleri ve sunumlar dahi onların aynalarıdır.

Aşçı

Aslında bu çok basit bir yol. Gideceğiniz yerde restoran şefini araştırın. Geçmişte nerelerde çalışmış, ne yapmış ve hatta nereli. Bu size gideceğiniz yerde ne tarz tatlarla karşılaşacağınız konusunda fikir verecektir.

Mekân

2-3 ay önce dostlarımla birlikte bir restoran içinde, garip bir iç dizaynla karşılaştık. Dört kişilik bir masadaydık. Sandalyeler masaya göre bizden çok aşağıdaydı. Yemekler güzeldi, fakat elbette ulaşabildiğimiz kadar! Bu yüzden restoran ziyaretinden önce en azından fotoğraflarını inceleyin çünkü yemeğin güzel olması için önce mekanın konforlu olması gerek.

Servis

Herkes servis, servisin kalitesi, özen ve özensizlikten bahsediyor. Peki nedir bunlar? Hepimizin her gün yaşadığı, yaşama ihtimali olduğu tatsızlıklar ancak bunlar kısa seyahatlerde, tatillerde, iş gezilerinde başa gelince asıl o zaman katlanılmaz oluyorlar. Geç gelen sipariş en büyük problemlerden. Güler yüzlü olmayan  personel ya da yanlış alınan siparişler de yine üzücü ayrıntılar. Peki asgari bir beklenti olarak kaliteli servisi, yeni geldiğimiz bir şehirde nereden alabiliriz? Yine internet üzerinden yorumlara bakmak işe yarayabilir. Sosyal medyanın pek çok farklı mecrası bunun için bize yardımcı olacaktır. Bazı mekanlar için “Servis geç geliyor.” neredeyse tanımlayıcı cümle. İşte o mekanlardan kaçıyoruz.

Ulaşım

Şehrin ulaşım imkanlarına, mesela metroya ya da otobüslere yakın olması önemli. Hem bulunduğunuz otelden çıktığınız gibi tüm şehir ayağınız altında olabilir böylece. Bu da size zaman ve hareket tasarrufu sağlayacaktır. Dahası geri dönüş için de ayrı bir zaman yaratmanıza gerek olmayacaktır.

Hangi şehir olursa olsun, o şehrin ve tüm dünyanın mutfağının önümüze serili olduğu alternatifler her zaman cazip olacaktır.